Hz. Peygamber’in Benî Amr ve Benî Muharib Kabilelerini İslâm’a Davet Etmesi

7. FASIL: HZ. PEYGAMBER’İN HACC MEVSİMLERİNDE ARAP KABİLELERİNİ İSLÂMA DAVET ETMESİ

      

Hz. Peygamber’in Benî Amr ve Benî Muharib Kabilelerini İslâm’a Davet Etmesi

      

- Rasûl-ü Ekrem peygamber olduktan sonra üç sene gizli çalıştı, ortaya çıkmadı. Dördüncü senede dâvâsını ilan etti. On sene durmadan davasını Mekke’de neşrediyordu. Hac mevsiminde hacıların konaklarını ziyaret ediyor, Ukkâz, Mecenne ve Zu’l-Mecaz panayırlarında rabbinin risaletini tebliğ edebilmesi için onları kendisine yardımcı olmaya davet ediyordu. Bunun karşılığında onlara cennet vardı. Fakat onlardan hiç kimsenin ona yardım ettiği görülmedi. Hatta Rasûl-ü Ekrem kabileleri soruyor, kabile kabile konakladıkları yerleri araştırıyordu. Böylece Benî Âmir b. Sa’sa’a kabilesine vardı. Benî Âmir’den gördüğü eziyeti hiç kimseden görmemişti. Onların yanından ayrıldı. Onu taş yağmuruna tuttular. Bu taş yağmuru arasında Rasûl-ü Ekrem Benî Muharib b. Hasefe kabilesine geldi. Aralarında yüzyirmi yaşında bir ihtiyar gördü. Rasûlullah onunla konuştu, kendisini İslâm’a davet etti.

“Rabbimin risaletini tebliğ etmem için bana yardımcı ol” dedi. İhtiyar

“Ey kişi (Rasûlullah’ı kastediyor)! Kavmin senin haberini daha iyi bilirler. Allah’a yemin ederim, seni kabul eden bir kişi ailesinin yanına şuraya gelenlerin en şerlisi olarak dönmüş olur (Kureyş’in kahrına uğrar). Kendini bizden uzak tut, başka yardımcı ara” dedi. Bu sırada Rasûlullah’ın baş düşmanı ve amcası Ebu Leheb de ayakta bekliyordu. O Muharibî’nin konuşmasını dinledikten sonra Muharibî’nin yanına gitti ve

“Eğer hacıların tamamı senin gibi olsa, bu adam (Rasûl-ü Ekrem’i kastediyor) üzerinde bulunduğu dinini terk eder. Bu adam sapıtmıştır ve bir yalancıdır!” dedi. Muharibî (120 yaşındaki ihtiyar)

“Vallahi sen onu daha iyi bilirsin; zira o kardeşinin oğludur ve senin bir parçandır ve çok yalancıdır” dedikten sonra şöyle devam etti:

“Ey Ebu Utbe! (Ebu Leheb’in künyesidir) Bu adamı cinler çarpmış olabilir. Bizimle beraber, kabilemizden bir kimse bulunmaktadır ki cin çarpanları tedavi eder (yani yeğenini götür de tedavi etsin)”. Fakat Ebu Leheb bu söze hiçbir cevap vermedi. Fakat yine de Rasûlullah’ı takib edip, o bir Arap kabilesine gittiğinde, arkasından

“Bu adam sapıtmıştır” diye bağırmaktan da geri durmadı.[1]


 

 

[1] Ebu Nuaym, Delail, s. 101 (Senedinde Vakidi vardır)

Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, Akçağ Yayınları: 1/77.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir