Ramazan ve İnfak

Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğünce hazırlanan “Ramazan ve İnfak” isimli  10.5.2019 Cuma günü Türkiye genelindeki bütün camilerde okunacak hutbe.

TARİH: 10 Mayıs 2019

HOŞ GELDİN YA ŞEHRİ RAMAZAN

Muhterem Müslümanlar!

اٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِه۪ وَاَنْفِقُوا مِمَّا جَعَلَكُمْ مُسْتَخْلَف۪ينَ ف۪يهِۜ فَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنْكُمْ وَاَنْفَقُوا لَهُمْ اَجْرٌ كَب۪يرٌ .

وَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّي اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ:

يَا ابْنَ آدَمَ أَنْفِقْ أُنْفِقْ عَلَيْكَ


RAMAZAN VE İNFAK

Okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Allah’a ve Resûlüne iman edin; O’nun size emanet olarak verdiklerinden, başkaları için de infak edin. İçinizden iman edip infakta bulunanlara büyük bir mükâfat vardır.”[1]

Okuduğum kutsî hadiste Resûl-i Ekrem (s.a.s) Cenâb-ı Hakkın şöyle buyurduğunu bizlere bildiriyor: “Ey Âdemoğlu! İnfak et ki, sana da infak edilsin!”[2]

Aziz Müminler!

İnfak, Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla müminin kendi servetinden harcama yapmasıdır. Eşine, dostuna, akrabalarına, ihtiyaç sahiplerineyardımda bulunmasıdır. Allah’ın kendisine lütfettiği zenginlikten başkalarını da faydalandırmasıdır. Kardeşinin gönlünü yapması, olmayana yardım etmesiolana da ikram etmesidir. Resûl-i Ekrem (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde infak ve sadakanın karşılıksız kalmayacağına ve mükâfata dönüşeceğine şöyle işaret etmektedir: “Kuşkusuz sadaka, Rabbin gazabını söndürür ve kötü bir şekilde ölmeyi önler.”[3]

Değerli Müslümanlar!

İnfak, insanın dünya malına karşı dengeli bir tavır almasını sağlar. Mal hırsıyla cimrilik etmeye de akılsızca saçıp savurmaya da engel olur. Kardeşlik ve paylaşma duygularını geliştirir. İhtiyaç sahiplerinin yaşadıkları sevinç ve memnuniyet, infak edenin gönlünde huzura ve genişliğe dönüşür. Böylelikle mümin gerçek anlamda iyiliğe ulaşmış olur. Nitekim Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur: “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah onu bilir.”[4]

Muhterem Müminler!

İman, bilgi, hikmet ve marifet üzerine bina edilmiş İslam medeniyeti aynı zamanda bir infak medeniyetidir. Müslümanlar yardımlaşmayı, dayanışmayı, infakı hayatın merkezine almıştır. Çünkü Sevgili Peygamberimiz bu ümmete bir binanın tuğlaları, bir bedenin azaları, bir tarağın dişleri gibi olmayı öğütlemiştir. Müslüman, sahip olduğu birikimi ailesiyle, akrabalarıyla, komşularıyla, uzak-yakın din kardeşleriyle ve insanlık ailesinin muhtaç fertleriyle paylaşır. “Mallarını gece, gündüz; gizli ve açık infak edenler için Rableri katında ecirler vardır; onlar için korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.”[5] ayetini kendisine düstur edinir. Gece gündüz çalışırken sadece kendisini değil, toplumun iyiliğini düşünür.

Değerli Müslümanlar!

Ne hazindir ki, günümüzde malı bir araç olarak kullanamayan, hayatın amacı haline getiren dünyevileşme hastalığıyla mücadele ediyoruz. Bencillik, mal düşkünlüğü, güç ve çıkar tutkusu, gösterişe dayalı hayatlar bu asrın afeti oldu. Yardımlaşma, dayanışma ve başkası için fedakârlık yapma gibi erdemler örselendi. Böyle bir çağda, insanlığın sürüklendiği sonu gelmez arzu ve ihtiraslar, ancak infak ve yardımlaşma bilinciyle aşılabilir. Cimrilik eden, fakire, yoksula, yetime, düşküne, darda ve yolda kalana hakkını vermeyenler ise kendisini ve insanlığı ancak felakete sürükleyecektir. Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde bizlere şu uyarıyı yapmaktadır: “Âdemoğlu, ‘malım, malım’ der. Ey âdemoğlu, senin yiyip tükettiğin, giyip eskittiğin ve sadaka verip önceden âhirete gönderdiğin dışında malın mı var?”[6]

Aziz Müminler!

Ramazan ayı, infak, yardımlaşma ve paylaşma adına eşsiz bir fırsattır. Rabbimize kulluğumuzu farklı amellerle sergilediğimiz bu Ramazan günlerinde, zekât ve sadaka-i fıtr gibi malî ibadetlerimizle ihtiyaç sahiplerine kol kanat gerelim. Kardeşlerimizin dertlerine derman olalım. Yardımlarımızı gösterişten uzak, yalnızca Rabbimizin rızasını kazanmak için yapalım. Yardım yaparken kardeşimizin onurunu zedeleyecek davranışlardan kaçınalım. Rabbimizin şu uyarısına kulak verelim: “Ey iman edenler! Kazandıklarınızın ve sizin için yerden çıkardıklarımızın iyilerinden verin. Kendinizin ancak içiniz çekmeye çekmeye alabileceğiniz âdi şeyleri hayır diye vermeye kalkışmayın. Bilin ki Allah zengindir, bütün iyilik ve güzellikler O’na mahsustur.”[7]

Muhterem Müslümanlar!

Başkanlığımız bu yılki Ramazan ayı temasını “Ramazan ve İnfak” olarak belirlemiştir. Bu vesileyle yurt içinde ve yurt dışında yapılacak olan etkinliklerle infak konusu her yönüyle gündemde tutulacak, konu hakkında duyarlılık oluşturulmaya çalışılacaktır. Böylelikle yardımlaşma ve paylaşma bilincinin canlı tutulmasına ve infak ahlakının daha da yaygınlaşmasına gayret edilecektir. Unutmayalım ki Rabbimizin rızasını gözeterek yaptığımız infaklar, ahirette en güzel azığımız olacaktır.


[1] Hadîd, 57/7.

[2] Müslim, Zekât, 11.

[3] Tirmizî, Zekât, 28.

[4] Al-i İmrân, 3/92.

[5] Bakara, 2/274.

[6] Müslim, Zühd, 3.

[7] Bakara, 2/267.


Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Önümüzdeki Pazar günü yatsı namazını müteakip kılacağımız teravih namazıyla on bir ayın sultanı Ramazan ayına kavuşmuş olacağız. Aynı gece sahura kalkarak oruca niyetlenecek, bereket ve mağfiret mevsimine gireceğiz inşallah.

Bizleri bu aya ulaştıran Rabbimize sonsuz hamd ü senalar olsun. Ümmeti olmakla şerefyap olduğumuz Habib-i Huda Muhammed Mustafa (s.a.s)’e salat ve selam olsun.

Aziz Müminler!

Ramazan ayı, bir yıl boyunca hasretle yolunu beklediğimiz rahmet ayıdır. İmanın, ibadetin, güzel ahlâkın, ümmet bilincinin ve İslam kardeşliğinin pekiştiği müstesna bir zamandır. Müminin bir yandan Rabbiyle olan bağını, diğer yandan kardeşleriyle olan ilişkilerini gözden geçirdiği bir nefis muhasebesi dönemidir. İşte böyle mübarek bir aya kavuşmanın verdiği huzurla Peygamber Efendimiz (s.a.s) ashabına şöyle seslenmiştir:“Ramazan ayı size bereketiyle geldi, Allah bu ayda sizi zengin kılar, bundan dolayı size rahmet indirir, hataları yok eder, bu ayda duaları kabul eder. Allah Teâlâ sizin ibadet ve hayır konusunda birbirinizle yarış etmenize bakar ve meleklerine karşı sizinle övünür. O halde iyilik ve hayırdan yana Allah Teâlâ’ya kendinizi gösterin. Ramazan ayında Allah’ın rahmetinden kendisini mahrum eden kimse bedbaht kimsedir.”[1]

Kıymetli Müslümanlar!

Ramazan, sabırlı ve kanaatkâr halimizle bizi takvaya eriştiren oruç ibadetinin farz kılındığı aydır. Hidayet ve istikamet rehberimiz Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı aydır. Cenâb-ı Hak bu hususu bizlere şöyle beyan eder: “Ramazan ayı, insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği aydır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin…”[2]

Ramazan, yaz sonunda yağıp yeryüzünü kir ve tozdan temizleyen güz yağmuru gibi müminleri günahlardan arındıran tövbe ayıdır. Nitekim Resûl-i Ekrem (s.a.s), “Kim inanarak ve karşılığını Allah’tan bekleyerek Ramazan orucunu tutarsa geçmiş günahları bağışlanır”[3] buyurur.

Değerli Müminler!

Ramazan-ı şerif, ömrümüzün en değerli hasat mevsimi, hepimiz için maddî ve mânevî açıdan yenilenme fırsatıdır. Müslümanlar için bir umut, heyecan ve uyanıştır. İnfakla yoksulların, düşkünlerin, muhtaçların, kimsesizlerin hatırlandığı ve korunduğu bir yürek seferberliğidir. Ramazan’a kavuştuğu hâlde onun kadrini ve kıymetini bilmeyen kişi, çok büyük bir hazineden mahrum kalmıştır!

Aziz Müslümanlar!

Ramazan-ı şerifin en bereketli yaşandığı mekanlar, mümin gönüllerin huşû içinde Rableri huzurunda divan durduğu camilerimizdir. Her türlü benlik duygusundan arınarak kulluğumuzu Allah’a arz ettiğimiz camilerimiz, şehirlerimizin ruhu, mahallemizin kalbidir. Camilerimiz aziz milletimizin gayret ve fedakârlıkları, maddî ve manevî destekleriyle inşa edilmektedir. Bugün ülkemiz genelinde sayısı doksan bini bulan camilerimizden yükselen ezanlar istiklalimizin sembolü, istikbalimizin umududur. Bu camilerimizden biri de Türkiye’nin en büyük camii olarak inşa edilen ve bugün resmi açılışı yapılacak olan İstanbul Büyük Çamlıca Camii’dir. Bu vesileyle geçmişten günümüze camilerimizin imar, inşa ve ihyasına öncülük eden, destek olan, yardımda bulunan bütün hayır sahiplerini şükranla yâd ediyoruz.

Muhterem Müminler!

Ramazanın bereketinden istifade edelim. Kur’an ayında yuvalarımızı ve gönüllerimizi Kur’an’la buluşturalım. Mukabele geleneğimize sahip çıkarak Peygamberimizin sünnetini ihya edelim. Camilerimizdeki vaazlara ve coşkulu teravih namazlarına kadınıyla, erkeğiyle, genciyle, çocuğuyla bütün ailemizin katılmasını sağlayalım. Zekât ve sadakalarımızla ihtiyaç sahiplerinin yüzünü güldürelim. Peygamberimizin ifadesiyle “ilk gecesinden itibaren şeytanların bağlandığı, cehennem kapılarının kapatıldığı, cennet kapılarının açıldığı, sayısız müminin ateşten azat edildiği”[4] bu mübarek ayı hakkıyla idrak edenlerden olalım.


[1] İbn Mâce, İkâmet, 191.

[2]  En’âm 6/54.

[1] Heysemî, Mecmeu’z-zevâid, III, 344.

[2] Bakara, 2/185.

[3] Buhârî, Îmân, 28.

[4] Tirmizî, Savm,1; İbn Mâce, Sıyâm, 2.


Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir